Yaygın Kaygı Bozukluğu

 Yaygın kaygı bozukluğu, gelecekteki tehditlere (felaketler, belirsizlikler, riskler) karşı duyulan aşırı endişe ile karakterize bir bozukluktur. Yaygın kaygı bozukluğuna sahip kişiler endişelenmek ve kaygılı hissetmekle aşırı fazla zaman harcarlar ve onlar için endişeyi kontrol etmek çok zordur. Kişinin yaygın kaygı bozukluğu tanısı alabilmesi için aşağıdakilerden en az 3’ünü göstermesi beklenir: 

  • Dinginleşememe (huzursuzluk) ya da gergin ya da sürekli diken üstünde olma 
  • Kolay yorulma 
  • Odaklanmakta güçlük çekme ya da zihnin boşalması 
  • Kolay kızma 
  • Kas gerginliği 
  • Uyku bozukluğu (uykuya dalmakta ya da uykuyu sürdürmekte güçlük çekme ya da dinlendirilemeyen doyurucu olmayan bir uyku uyuma) (APA, 2013) 

Yaygın kaygı bozukluğunun temel kriteri endişe olmasına rağmen endişe yaşayan çoğu kişi tanı kriterini karşılamaz. Ancak yaygın kaygı bozukluğuna sahip olan kişiler, sadece endişeli kişilere kıyasla çok daha streslidir ve günlük yaşam işlevsellikleri çok daha bozulmuş durumdadır. Bu da onların yaşadığı endişenin aslında klinik seviyelerde zarar verici olduğunu ortaya koymaktadır. Bu kişiler aynı zamanda kendi endişelerini kontrol edilemez, önüne geçilemez görürler. Aslında onlarda endişe, daha duygusal konulardan dikkatlerini uzaklaştıran bir faktör görevi üstlenir. Belirsizlik tahammül edilemez ve stres vericidir, aşırı endişe yaratır.  

Bu kişilerdeki aşırı endişe iki kategoriye ayrılabilir. 1. Tip endişe kişinin dış kaynaklara ve bilişsel olmayan içsel tetikleyicilere ( fiziksel semptomlar gibi) karşı duyduğu endişedir. İkinci tip endişe ise üst-endişe, endişe hakkında endişe olarak adlandırılır. Endişe ile ilgili pozitif inançlar (endişelenmek bir felaketi önler) 1. Tip endişeye, endişeye dair negatif inançlar ise (endişe kontrol edilemez) 2. Tip endişeye yol açar. Negatif inançlar diğer bozukluklardan ziyade yaygın kaygı bozukluğunda yaygındır.  

Duygu düzenleme zorlukları modeline göre yaygın kaygı bozukluğuna sahip kişiler kendi duygularını anlamakta ve düzenlemekte zorluk yaşarlar. Duygularını bastırmaya ve kontrol stratejileri kullanmaya çalışırlar. Endişe de bu stratejilerden biri olarak rol alır.  

Yaygın kaygı bozukluğundaki anksiyete dıştan korkulan bir durumdan kaynaklamaz sadece kaygı uyandıran bir duruma dair düşünceyi içerir. Bu kişiler küçük veya rutin konulara dair büyük korkular taşırlar, endişeleri hayatın her alanına yayılmış durumdadır.  

Depresyon ile benzer özellikler gösterirler ancak kas gerginliği, mide problemleri gibi durumlar sadece onlara özeldir. Aslında onları diğer kaygı bozukluklarından ayıran en önemli faktör de budur. Kas gerginlikleri o kadar fazladır ki, uyurken dişlerini sıkarlar, gündüzleri boyun tutulması gibi somatik belirtiler gösterirler.  

Epidemiyoloji 

Popülasyonun %3.1’inde YKB görülmektedir. Hayatı boyunca yaygın kaygı bozukluğuna sahip olan kişilerin oranı yaklaşık %5.7 olarak tahmin edilmektedir. YKB kadınlarda erkeklere kıyasla daha fazla görülür. Hatta bazı araştırmalar YKB belirtileri gösteren kadınların erkeklerin iki katı olduğunu ve günlük yaşam işlevselliklerinde daha büyük bozulmalar yaşadıklarını göstermiştir. YKB genellikle daha geç yaşlarda başlar, ortalama başlama yaşı 31 olarak ölçülmüştür. Ancak bu bozukluğa sahip olan kişileri doğru teşhis etmek güç olmaktadır çünkü genellikle komorbid başka rahatsızlıkları vardır ve diğer bozukluklar ile ortak görülebilen semptomlar gösterirler. YKB tanısı alan kişilerin %26’sının majör depresif bozukluk tanısı da almış olduğu görülmüştür.  

Tedavisi 

İyileşme oranlarına bakıldığında ise bozukluğun kronik yapısı göz önünde bulundurularak 1 yıl içerisinde ancak bu kişilerin %58’inin semptomlarının giderildiği görülmüştür. En etkili terapi bilişsel davranışçı terapidir ancak buna rağmen kişilerin yaklaşık yarısı bütünüyle bir iyileşme göstermiş ve semptomlardan tamamen arınmıştır. Ancak diğer anksiyete bozukluklarında kullanılan standart davranış ve maruz bırakma teknikleri yaygın kaygı bozukluğunda kullanılamamaktadır çünkü YKB’de kaçınılan dış bir faktör yoktur. Aaron Beck’e göre yaygın kaygı bozukluğuna sahip kişiler sürekli olası tehlikelerle ilgili varsayımlar taşırlar. Durumların veya kişilerin güvenli olduğu kanıtlanana kadar onları güvensiz kabul ederler. En kötüyü farz etmenin en doğru yol olduğuna inanırlar. Bu terapi çeşidinde terapist uyumsuz varsayımların değiştirmesini amaçlamaktadır. Danışanların endişenin oynadığı rolü anlamaları ve bu konudaki görüşlerini ve tepkilerini değiştirmelerine çalışmak temel amaçtır. Dolayısıyla bu kişilerde tedavi, işlevsel olmayan düşünceleri fark etmek ve değiştirmek üzerine konumlanmaktadır. İlaç tedavisine bakıldığında ise birçok antidepresanın yaygın kaygı bozukluğunu gidermede bilişsel davranışçı terapiye ek olarak kullanıldığı görülebilir.

Kaynaklar 

American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). Arlington, VA: American Psychiatric Publishing. 

Beck, A., T., & Emery, G., (2015). Anksiyete Bozuklukları ve Fobiler. İstanbul: Litera Yayıncılık 

Turner, S. M., & Hersen, M. E. (1997). Adult psychopathology and diagnosis. John Wiley & Sons Inc.

You May Also Like

Kaygı Duyarlılığı

Kaygı Nedir?

Endişe Nedir?

Stresin Sebep ve Sonuçları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir