Cinsel Saldırı Kaynaklı Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Cinsel saldırı, travma sonrası stres bozukluğu için en önde gelen nedenlerden biridir. Cinsel saldırı, TCK tarafından “cinsel davranışlarla kişinin vücut dokunulmazlığını ihlali” olarak tanımlanmıştır.  Her sekiz kadından birinin yaşamı boyunca en az bir kez cinsel saldırıya maruz kaldığı düşünülmektedir. ancak resmiyete bildirilen vakaların sayısı gerçek sayılardan çok daha azdır. Hatta Türkiye bazında TÜİK tarafından yapılmış araştırmalarda kadınların %39’unun fiziksel, %15’inin cinsel şiddet gördüğü, %42 kadarının ise ikisine de maruz kaldığı görülmüştür. Ancak var olan bu cinsel saldırıların %20’den fazlasının yetkililere bildirilmediği tahmin edilmektedir. Bunların sebepleri arasında ise cinsel saldırıların sıklıkla mağdurun tanıdığı biri tarafından gerçekleştirilmesi, aile içerisinde olan durumu kişinin bildirmek istememesi veya mağdurun korku duyması gösterilmektedir. Farklı çalışmalarda cinsel saldırıların yaklaşık %20-25’inin ensest olgularından oluştuğu bildirilmiştirAncak her kadının cinsel mağduriyet riski eşit değildir. Aslında bazı gruplar diğerlerinden daha fazla risk altındadır. Çocukluklarında cinsel istismara uğrayan kadınların yetişkinlik döneminde de bu acı deneyimi yaşama olasılıkları, diğer kişilere göre 2.7 ila 3.7 kat daha fazla bulunmuştur. Verilerde ortaya çıkan büyük gerçeklik, cinsel saldırıya uğrayan kadınlar arasında tekrarlayan travmaya maruz kalanların en büyük risk grubu olmasıdır. Cinsel istismar önleme çalışmalarında bu riskler göz önünde bulundurularak, altta yatan psikolojik faktörlerin belirlenmesine öncelik verilmelidir. 

Cinsel Saldırı İçin Risk Faktörleri 

Çocuklukta Yaşanan Mağduriyetin Nitelikleri

Çocukluk çağında yaşanan istismarın belli özellikleri tekrar mağdur olma riskini arttırmaktadır. Bunun yanı sıra istismar eden kişinin yakınlık derecesi ve istismarın şiddeti, yoğunluğu, sıklığı mağdur kişinin ileriki dönemlerde tekrar istismara maruz kalma olasılığını arttırmaktadır. Örneğin istismarı yapan kişi, aile üyelerinden biri ise veya çok yakın bir akraba ise kişinin bunu içselleştirme ve daha sonraki yaşamda bu gibi durumları hoş görme olasılığı yükselmektedir. 

Duygulanım Düzenleme 

Duygu düzenleme tanımı kişinin içsel durumlarını düzenleme ve dışsal stresörlere davranışsal tepkiler verme kapasitesini içermektedir. Cinsel istismar, duygulanım düzenlemesi gelişimini iki temel açıdan etkilemektedir. İlk olarak istismar, duygulanım düzenlenmesi sorunlarına doğrudan katkıda bulunabilir. İkinci olarak da istismara uğrayan kişilerin geliştiği aile ortamları bu becerileri geliştirmeleri için yeterli olmayabilir.  

Alkol ve Uyuşturucu Kullanımı 

Madde kullanımı cinsel saldırılar için iyi bilinen bir risk faktörüdür. Ancak ne yazık ki çocukken cinsel istismara uğramış bireyler arasında alkol ve madde kullanımı oldukça yüksektir.  

Kişisel Şemalar 

Her çocuk yaşadığı ortama bağlı olarak belirli şemalar geliştirir. Eğer kişi çocukken cinsel istismar deneyimlediyse bu onda kişilerarası etkileşimlerin istismara uğramak anlamına geldiği ve istismarın da aslında bir bağlanma yöntemi olduğuna dair kişiler arası ilişki şablonları oluşturabilir. Bu şemalar da gelecekte kişiyi bu uyumsuz eylemleri hoş görmeye ve hatta yinelemeye itebilir. Örneğin çocukken babası tarafından cinsel istismara uğramış olan bir kadın kişilerarası ilişkilerin cinsel davranışlara bağlı olduğu fikrini kanıksamış olabilir bu da onun cinsel eylemleri bir duygusal iletişim aracı olarak kullanmasına neden olabilir.  

Öz-Değerlendirme: Utanç 

Utancın kaynağı genellikle boyun eğilmek zorunda kalınan veya bütün çabalara rağmen engellenemeyen cinsel saldırılar olabilir. Utanç, yenilgi veya boyun eğme deneyimleriyle kişide yetersizlik hissini pekiştirmektedir. Bireyin kendisini veya başkalarını koruyacak kadar güçlü olmadığı inancı, kendini gerçekleştiren kehanete dönebilir ve tekrarlayan mağduriyete sebep olabilir. “Eskiden de kendimi koruyamadım, şimdi başıma ne gelirse hak ediyorum” düşünceleri belirleyici faktör olmaktadır. Yani utançla boğuşan bir kadın, riskin yüksek olduğu durumlarda kaçıp kurtulmayı hak etmediğini düşünebilir, kolayca teslim olabilir.  

Cinsel Saldırı Ardından Travma Sonrası Stres Bozukluğu 

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), 1970’li yıllara kadar sadece savaş sonrası askerlerde görülen bir travma olarak nitelendirilmekteydi. Ancak bu yıllardan sonra yapılmış çalışmalar, cinsel istismarlar da dahil olmak üzere kişinin deneyimlediği çeşitli olayların bu bozukluğa yol açabildiğini göstermiştir. Cinsel travmaya maruz kalan mağdurlar ile görüşüldükçe mağdurların travma sonrasında, savaştan dönen askerlere benzer şekilde uykusuzluk, bunaltı, irkilme tepkileri, kabuslar, travmatik olayı tekrar tekrar görme ve disosiyatif belirtiler yaşadıkları belirlenmiştir. Bazı araştırmalarda, tecavüze uğramış, yaşamı tehdit edilmiş ve fiziksel saldırıya uğramış kişilerin %80’inde TSSB geliştiği bildirilmiştir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu

TSSB, ilk kez DSM-III (1980) sınıflamasında tanımlanmış ve anksiyete bozuklukları başlığı altında yer almıştırTSSB, travmatik bir olayı takiben (olayı doğrudan yaşama, olaya tanıklık etme, olaydan haberdar olma, olayın olumsuz ayrıntılarıyla yineleyici bir biçimde ya da aşırı düzeyde karşı karşıya kalma yollarından biriyle travmatik olayla karşılaştıktan sonra) başlayan, bir aydan uzun süren travmatik olaya ilişkin istenç dışı gelen belirtiler, travmatik olaya ilişkin uyaranlardan sürekli bir biçimde kaçınma, travmatik olaya ilişkin bilişlerde ve duygu durumda olumsuz değişiklikler olması, travmatik olayla ilişkili uyarılma ve tepki gösterme biçiminde belirgin değişiklikler olması (her an tetikte olma, abartılı irkilme tepkisi, öfke patlamaları vs.) gibi spesifik belirtilerle seyreden, klinik açıdan belirgin bir sıkıntının yanı sıra toplumsal, mesleki alanlarda veya işlevselliğin diğer alanlarında bozulmaya yol açan ruhsal bir bozukluk şeklinde tanımlanabilir 

Travma Sonrası Stres Bozukluğunda Risk Faktörleri 

Travmatik her olayı takiben travma sonrası stres bozukluğu gelişmez. TSSB’nin gelişmesinde temel olarak üç etkenin önemi vurgulanmaktadır. Bunlar; travmatik olaya ilişkin etmenler, travma ile karşılaşan kişinin özellikleri ve çevresel etmenlerdir 

Travmatik Olaya İlişkin Etmenler

Tecavüz içeren cinsel travmaların TSSB ile sonuçlanmasının daha muhtemel olduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra saldırgan sayısı, saldırgan/ların kurbanla olan ilişkisi, yakınlıkları, saldırının fiziksel şiddet içerip içermemesi, sıklığı, kişinin TSSB geliştirmesi üzerinde oldukça etkili olan faktörlerden bazılarıdır.  

Travma İle Karşılaşan Kişinin Özellikleri

Sıradan gibi görünen veya birçok kişi için felaket gibi görülmeyen bazı olaylar, söz konusu deneyimin kişi için öznel bir anlamının olması nedeniyle TSSB’ye yol açabilmektedir. Cinsel saldırılarda ise cinsiyet, bekar, dul veya boşanmış olma, düşük sosyoekonomik düzey, düşük eğitim düzeyi, çocukluk çağında travmaya maruz kalma, sosyal destek azlığı, bazı kişilik özellikleri (borderline, paranoid, antisosyal ya da bağımlı kişilik özellikleri taşıma, içe dönüklük, dışsal kontrol odağının yüksek olması), kişisel veya ailesel psikiyatrik bozukluk öyküsü TSSB’ye yatkınlığı oluşturan etkenler arasındadır.

Çevresel Etmenler

Yaşanılan travmatik olay sonrası kurbanın gördüğü sosyal destek, saldırı sonrasını etkileyen en önemli faktörlerden birisidir. Eğer kişi duruma dair aileden, arkadaşlardan veya duygusal bağı olan diğer kişilerden destek görebiliyorsa, daha anlayışlı bir çevrede ise TSSB geliştirme olasılığı kısmen daha düşüktür. Bunun dışında kişinin içerisinde bulunduğu çevre, kültürel değerler, dini değerler kişinin saldırıyı algılamasında fark yaratabilir ve travmatik tecrübeye verdiği tepkileri değiştirebilir.

Kaynaklar 

Folliette, V. M., & Ruzek, J. I. (2018). Travmaya Yönelik Bilişsel Davranışçı Terapiler, Litera Yayıncılık: İstanbul 

Karataş, D. R., (2016). Cinsel Saldırı Mağdurlarında Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve İlişkili Faktörler, Uzmanlık Tezi, Eskişehir: Osmangazi Üniversitesi

You May Also Like

Kaygı Duyarlılığı

Kaygı Nedir?

Endişe Nedir?

Stresin Sebep ve Sonuçları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir